15 Temmuz 2009 Çarşamba

Suna'ya...


beklenmedik bi anda,beklemedik bi yerden eski bir dost bana el salladı...ağzımda çilekli lolipop tadı,burnumda cheap&chick kokusu,gözümün önünde görüp görebileceğim en anlamlı yüz,kulaklarımda akla hayale zıt bir anlam.Suna'm dedim,miladım! Sevimli'm dedi,elmanın öteki yarısı! ne kaldı ki geriye,bütün anlamlar kendini kıyıya vurdu.bütün eylemler ötenazi istedi.ve suskunluk şöyle haykırdı:

bakışlarda küçümseyiş okuyorum
yalnızım, bedbahtım, tesellisizim.
gökler sağır, sesim boğuk
ve lanet okuyorum talihime
kıskançlıktan kuduruyorum
kiminin ikbalini
aczimden utanıyorum
hazlarım iğrendiriyor beni.
o zaman sen geliyorsun aklıma,
ve birden bire kanatlanıyorum, bir tarla kuşu gibi, mest
içim aydınlıkla doluyor, yükseliyorum yükseliyorum
neşideler söylüyorum hayata,
göklerin eşiğinden
bana ne toprağın çirkinliğinden
insanların zilletinden bana ne?
hatıran öyle sonsuz bir hazine
ve sevgin öyle büyük mutluluk ki dostum!
en mağrur hakanların tacını
hor görüyorum.
William Sheakspeare

10 Temmuz 2009 Cuma

Sally'sSong


-Sally annen çağırıyor; eve gitmelisin!
-Şimdi olmaz Caz, aşıkken eve gidemem.
-Neden?
-Hiç görmedin mi? Bizim evin girişinde "Aşıklar ve Köpekler Giremez!" yazıyor.
-İyi de girenin aşık olup olmadığını nerden anlıyorsunuz?
-Gözünden!
-Nasıl?
-Gözü arkada kalmışsa aşık demektir! Gözü arkada kalanları eve almıyoruz.
-Neden böyle bir şey yapıyorsunuz ki?
-Çünkü annem aşıkları, babam da köpekleri kıskanıyor. Annem hayatı boyunca hiç aşık olmamış, zaten buna fırsatı olmadan babamla evlenmiş. Bu yüzden evdeki her eşya ve annemin bütün kıyafetleri aşk rengindedir:Kırmızı.Bilirsin kırmızı gözü yoran bir renk. Babam da artık kırmızıdan nefret eder olmuş. O da köpekler gibi renk körü olmak istiyor. Hayattaki en büyük gayesi bu.
-Ama insanlar genelde ulaşamadıkları şeylere en azından yakın durmak istemezler mi Sally?
-Hayır Caz, kesinlikle yanılıyorsun! Mesela ben Alone'a deliler gibi aşığım. Hem onu görmek için yanıp tutuşuyorum, hem de görünce hastalıklı gibi oluyorum. Bir ipin ucunda sallanan madalyon gibiyim Caz, kendi kendimi hipnotize ediyorum. Sürekli bir gerçeklerden uzaklaşma isteği...Kendime söz geçiremiyorum. Evet onun yanında olmak istiyorum ama onun yanındayken kendi gerçekliğimi yitireceğimi biliyorum. Senin çığırtkanlığın beni ayık tutuyor,bu yüzden seni tercih ediyorum Caz.
-Peki öyleyse aşk gerçek değil midir Sally?
-Aşk gerçek ama aşık olan da, olunan da gerçek değil Caz. Diyeceksin ki "Gerçek olmayan biri tarafından yapılan bir faaliyet nasıl gerçek olur?" Bu bir paradox. İşte annem ve babam bu paradoxun içinde seçilecek en kolay yolu seçmişler: Nefret etmek. Ve şunu da sakın unutma Caz: İnsan en çok sevmek zorunda olduklarından nefret eder!



29 OCAK 09
00:19
İSTANBUL

E.V.


yine yine yine yollardayım.
belki bulurum artık diye.neyi aradığımı bilmiyorum aslında,inan olsun!
kafaya takmamamak lazım.
-bizim evin niye balkonu yok?
-apartman yöneticisi neden benden nefret ediyor?
-sigaraya yine zam gelmiş:S
-recep neden gelir gelmez beni aramadı?
-eve gidince iyice bi temizlik şart!
-eve gidince yalnız uyanıcam,hem de saat alarmı eşliğinde:S
-eve gidince kafayı sıyırmak bana müstahak!
-eve gidince korku filmi tadında geceler başlayacak!
-eve gitmek için bi müddet kıçımın üstünde oturmam şart.
kafaya takmamak lazım işte. ev dediğin nedir ki! sahiden, "ev" dediğin nedir?? yada ne değildir?? bir evin sahibesi olabilmem, ona ödediğim fiyata mı, yoksa orda geçirdiğim zamana mı bağlıdır? 1.siyse evet evim var, gelin evimi şenlendirin,yok 2.siyse ben nereye "ait"im?

28 Haziran 2009 Pazar

Neverland


uzaylı desinler.yabancı desinler.bizden değil desinler.deli desinler.bilinç üstü söylemleriyle dışlasınlar.biz bilinçaltı hallerimizle dolaşalım "kurtarılmış bölgeler"imizde.
Ayrılmayacağız.ayrılırsak bir daha tanışamayacağız çünkü asla.o ilk heyecanı başkalarına adayamayız.başkası yok ki!desinler.assınlar,kessinler,ne fark eder.gerekli olan herşeyi bulduk ve tanıdık biz.bütün fedalar birbirimizi ayrılıktan kurtarmak için yapılacak bundan sonra.ayrılık=yabancılaşmanın mat rengi.
sana şiirler okuyacağım daha niceleri.şuan bilmediğimi sana öğretmek için önce ben tanıyacağım.ve çoğalacağız.nasıl senden önce benken,şimdi biz olmuşken,olacak kendi kolonimizi yaratacağız bebeğim.bizi hiç tanımayan kimselerin cümlelerine girip akacağız.yaşayacağız.bir yatak altımızda,dilimizde şerbet tadı,burnumuzda kış çayı kokusu,ellerimiz-karışacak hangisi senin,hangisi benim bilemiycez,sormıycaz da.
ve işte! bizim kafamızda,kafkamızda,kavgamızda,çatlayan tek cam,karanlığa gömülen tek şehir,ağlarken susan tek çocuk,yarım kalan tek sözcük,mat edilebilecek tek satranç olmıycak!lafın gelişine değil,fiilin gidişine yaşıycaz.Biz.

23 Haziran 2009 Salı

ComeUndone!


pfff.o kadar uzun zamandır bu konser için bekliyodum, bu kasvetli şehrin yükünü omzuma almış gibi,işten evine ulaşmaya çalışan insanların ızdırabını düşündükçe "oturduğum" yerden gözlerimi sulandırarak.olmadı.konser yani.halbuki ben "onların" yeni albümünden hiçbir şarkı bilmeyerek de olsa kendimi bu şehrin en kalabalık otobüslerine atarak en kalabalık yollarında çilemi yeterince doldurmuştum."konser ertelendi efendim,yarın akşam aynı saatte olacak" cümlesinin ardından içimde kopup dizlerime doğru inen titremeyi şimdi burda anlatmak anlamsız=)son zamanlarda yeterli sayıda yaşadığım hayalkırıklığı bana antreman olmuş olacak ki çabuk toparladım "nasip kısmet" tadında adımlar attım gerisin geriye.ömrümden bir gün daha geçti.yürüyeceğim yollardan birkaç kilometre daha çaldım.okuyacağım sayfalardan dinleyeceğim melodilerden birkaç tane daha kaybettim.olmadı.konser yani.
yarın akşam aynı saatte.kuruçeşme arena.

18 Haziran 2009 Perşembe

PersianAnarchisim


irandaki seçim sonrası ayaklanmalar...ahmedinecad'ın hiçbir yabancı basın mensubunu sınırdan sokmadığı gibi yerli basına da haber yasağı getirmesi...kadınların coplanması...bu ayaklanmalarda örgütlenmeye yardımcı internet sitesi kurucuları hakkında hukuki işlem başlatılması...kamu düzenini bozanların idama çarptırılması...falan filan.
en kötüsü gerçekleşiyor yanıbaşımızda.diktatörlüğe hak-hukuk diyorlar.sandıkta hile yapıldığı söylentileri bir ülkeyi kırıp geçiriyor.reformcuların yarısından çoğu kadın.neden?cevabı ortada.kadınlar en çok haksızlığa uğrayan kesim.sevgili Homeros,sevgili ilk tarihçi ne demiş:Herkes yasayı çocuklara ve kadınlara söyler!
"Hukuki işlem" başlatılması kısmı cidden tüylerimi ürpertti.bunu da pisliklerine alet ettiklerini artık açık açık,hiç utanmaksızın,hakkın hukukun doğasına tamamen aykırı bir şekilde söyleyebildiler.insanların yerlerde sürüklenmesi,coplanması,göz yaşartıcı bombalarla püskürtülmesi,hatta idam edilmesi,haber alma olanaklarının tamamen yok edilmesi haktan hukuktan sayılıyor öyle mi? peki öyleyse bu kimin hakkı? mevzu bahis olan "kamu düzeni", laçkalığın dibine vurmuş bu söylem kimin huzurunu amaçlıyor? korkmuyorum! tiksiniyorum! RTE'nin SAY'a dediği gibi işte: beğenmeyen istediği yere gider,dimi? keşke biri çıkıp da diyeydi: Beğendiremeyen cehennemin dibine gider! ahh Chopin,ahh Lennon,ahh Süreya duysanız ağlardınız!

16 Haziran 2009 Salı

Bilge'ler*


bi ton Bilge biriktirdim.Bide üstüme vazifeymiş gibi onları cebimde taşımayı düşünmekteydim.Boyum yetmedi:( Bilge'lerim yola saçıldı...koştum ardından taa eminönlerine kadar...bulamadım.Geçende bebekde dolaşırken canım aşiyanda ağlamak istedi.Önce o öldürücü yokuşu nefes nefese çıktım.Sonra zırlayarak indim.Bilge dedim.Bilgee nerdesin!!! Ses etti, ne uzak ne yakındı sanki.Tanıdık bi koku geldi uzak-yakından.Koştum...hırlayarak.Ulustaymış eşşek.Tozlu rafların arasına saklanmış.Dedi ki:Gazel yazdım ben,al oku.Yoksa bana mı dedim.Elbette hayır dedi.Narla incire yazmış meğer.Bana da yazsın istedim.Dedim sen yine kaybol,ben beklerim.Dedi ki:Ama olmaz, sen benim geçmişim değilsin!Ama dün var,ondan önceki gün var,ondan da öncesi var..Olmaz,yazamam gazel adı üstünde,bi coşup bi durulmalı dedi.Sen bana durmuşsun,coşturmuyorsun dedi..canım aşiyanda ağlamak istedi.