7 Eylül 2010 Salı


yalnızdım. şarkılara beni kurtarmaları için yalvardığım günleri yaşıyordum. doğum günüm gelip geçmişti. kutlanmaması için başka bir şehre kaçmıştım. evet itiraf ediyorum, sonrasında gerçekleşmesi için yanıp tutuşacağım bir ihtimalden de kaçmıştım. mütemadiyen kusuyordum. mütemadiyen susuyordum. mütemadiyen sınırda yaşıyordum. her şeyin en acısını seviyordum. çiğ köftenin yanında bile acı biber turşusu yiyordum. dünyanın en çirkin adamına kur yapıyordum. sonra gidip kusuyordum. bana yararı dokunabilecek her şeyin adını unutmuştum. sonra bi şey çıktı karşıma. ama adını söyleyemem. çünkü biri şöyle demiş: "en iyi arkadaşından bile sakladığın bir şarkı varsa müzik cidden senin hayatında önemlidir." müzik hayatımda önemli olduğundan falan değil, o an en iyi arkadaşımın kim olduğunu unuttuğumdan. unutamadığıma odaklandığımdan.

sonra saçlarım yandı işte.

Dinle_Portishead-Roads (bu şarkı o şarkı değil ki.)

6 Eylül 2010 Pazartesi


Bazı dostluklar bizlere sunulmuş yeryüzü cennetidir. Ve onlara sahip çıkmak da ibadetimiz.

5 Eylül 2010 Pazar

Durmak: Zamanın gövde kazanması


sana mektup yazacaktım, her akşam olduğu gibi. Harflerle doldurabiliyorum atmadığın adımları, elden ne gelir. Ben her zaman paylaşmadığım güzellikleri yoktan sayardım da şimdi paylaşmak "seninle" olunca değere bindi. Hani demiştim ya vakti zamanında, "Seni düşününce sakat kalıyorum." diye. Şimdi de seni düşününce yaşamadığımı varsayıyorum. Döndüğünde beni yeniden doğur istiyorum.

Dinle_Lamb/Gabriel

1 Eylül 2010 Çarşamba

Delikanlılar vs. Bacılar


"güçlerimizi birleştirirsek daha özgür olabiliriz."

Biraz önce size "sevgi"nin tanımını yaptım. Benzetemediniz değil mi? Çünkü seven kıskanır, seven kırar, kırılır, seven yaralar, incitir ve hepsi sevdiğindendir. Ve keşke sadece bunun için "İki Ayaklı" diye çağırsaydım sizi. Tabularınız çok parlak. Gözünüzü alıyor. Gözünüzü seveyim(!).

30 Ağustos 2010 Pazartesi

Ve Sonra Msd "Yaz!" Dedi.


hayaline sığmaz gerçeklik. sen bir balkonda kırmızı bir arabayı beklerken sokağı keşfedersin, ama bunu nerden bileceksin. bir sokak köpeğinin açlığını yatıştırma sevdasını içine çekmeyi reddedersin, ama bunu nasıl idrak edeceksin. yaşamak. dümdüz yaşamak. "Köpekler zehirlenirken, sen bembeyaz bir otelde nasıl sevişeceksin?"

28 Ağustos 2010 Cumartesi


"İnsanların birbirlerine âşıkken gündelik hayatlarına devam etmelerini anlayamıyordum. Böylesi bir hareket bana ihanet gibi geliyordu. Kötü sahnelenmiş bir piyes gibi. Sanki bir insana değil de, bir koltuğa aşık olunuyormuş gibi!"

Size hiç, sonradan delirenlerin bende afrodizyak etkisi yarattığından bahsetmiş miydim?

20 Ağustos 2010 Cuma

Love is Like a Torturer That I Need.


kalktım gittim. tuttum yakasından, sarstım. Dedim "kendini nerde unuttuğunun farkında mısın? farkındasın da neden gelip toparlamazsın?" Dedi "gelip kendimi alsam tam mı olucaktım sanıyorsun. Öpmeyince sen, her bir parçam protez." Öpüverdim. Yetmezse diye bir de üstünü üfleyiverdim. Gel dedim. Parklarda şarkı söyleyelim. Söyledik. "Siz çılgınsınız" dediler, bilmediğimiz bir şey söyleselerdi susardık zaten. Hala söylüyoruz. Kimse bilmediğimiz bir şey söylemiyor hala diye.

Siz'li Biz'li olmayı istemezdik. Biz şarkımızı söyleyip dansımızı ederken, sesinizi çıkarmazsanız barışabiliriz.

Dinle_The Civil Wars/ Dance me to the End of Love